NEREDEN NEREYE

0
52

          Göreve başladığım ilk yıllarda yirmi bir yaşında gencecik bir öğretmendim. Deli bir tay gibiydik.12 Eylülün bütün ihanetlerine rağmen bavulu kaptığımız gibi hizmet aşkı ile Anadolu’nun en ücra köşelerine dağıldık. Benim şansıma da Bitlis Ahlât Selçuklu Lisesi düştü.

         Anadolu’yu hiç tanımadığım için yaşadığım her olayda sert bir tokat yemiş gibi sarsılıyordum. Halkın ve öğrencilerimizin sıcak samimi bakışları, bizlere davranışları, onlarla her gün daha sıcak ilişkiler kurmamızı sağlıyordu. Kısa bir zaman sonra okulun binasını kullanarak hafta sonra ücretsiz üniversite kursları açtık. Ve bunda da çok başarılı olduk. Öğrencilerimizin Türk mü, Kürt mü olduklarını hiç bilmezdik. Akşam yemeklerinde davet edildiğimiz sofranın tadına doyamazdık. Evin annelerinin yemek zevki sevgiden geçmişti. O esmer yüzlerin içinde bize ışıl, ışıl bakan gözleri, memleketimizin umut ışığı olarak görüyorduk. Yanımıza sevgi ile bakan, yüreğinde bize bir faydası dokunur umuduyla’’Hocam sana Kürtçe öğreteyim mi?’’ Diyen Öğrencilerden öğrendiğimiz üç-beş kelime Kürtçe ile yolda karşılaştığımız dedelerin, nenelerin iyi niyet dileklerine karşılık veriyorduk. Gün gelip tayinim çıktığında beni, otobüsün arkasında kilometrelerce koşup ağlayarak uğurladılar.

        NEREDEN NEREYE vatanseverlikte bize ders veren o insanların, belki de benim öğrencilerimin çocukları emperyalistlerin taşeron terör örgütü olan pkk nın elinde oyuncak oldular. Bugün o anneler terör örgütü ile ara istasyonculuk yapan bir partinin kapısının önünde çocuklarını istiyorlar. Bu nasıl bir siyasi partidir ki hizmet etmesi gerekirken millettin çocuklarını rezil bir terör örgütüne yem ediyor. Ve bu parti devletten hazine yardımı alarak, Ülkemizi parçalamak isteyen pkknın aracılığını yapıyor. Bu adi terör örgütünün kurucuları bir seçim uğruna devlet televizyonlarında boy gösterip dolaylı olarak mektupları okunuyor. Allahım aklıma mukayyet ol!

     Çocuğu kaybolan, çocuğu kaçırılan her annenin feryadı vicdanımızı yaralamaktadır. Kaybolan, kaçırılan, kandırılan her çocuk, her genç bu ülkenin değeridir. Devlet milletin çocuklarına musallat olan bu şer odaklarını yok etmelidir. Türk Gençliğinin başına bela olan terör, uyuşturucu, tarikat, fuhuş gibi çetelerin bütün kollarını kırmalı, başlarını koparmalıdır.

     Sevgili anneler babalar çocuklarınızın üzerinden ellerinizi hiç çekmeyin, siz eğer çocuklarınızın üzerinden ellerinizi çekerseniz, bu kırılası çirkin eller çocuklarınızın üzerine çöreklenir. Ne güzel söylemiş büyüklerimiz ‘’AĞLARSA ANAM AĞLAR GERİSİ YALAN AĞLAR’’

   Büyük önder Mustafa Kemal ATATÜRK memleketimizi kurtarmak için Anadolu’ya çıktığı günü gençlere bayram olarak armağan ederken gençliğin önemini bize anlatmaktadır.

    Bir gün rahmetli Muhsin YAZICIOĞLUNA Tunceli’den bir baba gelir ve oğlunun pkk tarafından kaçırıldığını söyler. Bulunması için ricacı olur. Ertesi gün mecliste Ahmet TÜRK ile karşılaşan Muhsin Reis, Ahmet Türk’ü kolundan tutarak bir kenara çeker’’Tunceli’den filanca ailenin çocuğu kaçırılmıştır. Eğer iki güne kadar çocuk gelmezse senide ben kaçırırım’’der. Bir gün sonra Tunceli valisi Muhsin REİS’İ arar ve ‘’çocuk geldi ‘’der. Hdp kapısı önünde iki büklüm oturan Sayın Bakanlar belki de bu hikâyeyi duymamışlardır. YA DEVLET BAŞA YA KUZGUN LEŞE

CEVAP VER

Lütfen mesajınızı giriniz
Lütfen isminizi yazınız