BAKIŞ AÇIMIZI DEĞİŞTİRELİM

0
365

                Çok hızlı bir şekilde değişen ve gelişen dünyada, bu hızlı değişime ve gelişime ayak uydurmamız gerekiyor. Herşeye tek taraflı bakmak yerine, yaşanan değişimi değerlendirmek ve artık bir adım atmamız gerekiyor. Özellikle ülkemizde spora bakış açımızı değiştirmemiz gerekiyor. Daha öncede yazılarımda dile getirmeye çalıştığım bir konuyu tekrar etmek istiyorum. Her çocuğun ve gencimizin futbola ilgi duymasını isteyen bir anlayışa sahip olmamız, inkar edilemeyecek bir gerçek. Oysaki değişen dünyada gençlerin ve çocuklarımızın ilgi alanları günden güne değişiyor ve farklılık gösteriyor. Bunun artık farkına varmalı, onlar gibi düşünmeli ve onların isteklerine yönelmeliyiz.

Ben şahsım adına söylüyorum ki, çocuklarımın futbol oynamalarını ve futbolcu olmalarını herkes gibi canı gönülden isterdim. Fakat çocuklarımın futbola karşı ilgilerinin çok fazla olmadığını daha küçük yaşlarında farkettim ve kendi ilgilerini çeken spor dallarına yönelmelerine destek verdim. Büyük oğlum Basketbol ve Voleybola yöneldi ve kendini geliştirmek için büyük bir mücadelenin içine girdi. Okul hayatı nedeniyle bu spor branşlarından uzaklaşsa da, içindeki spor yapma isteğini kaybetmedi ve sporcu fiziğini her zaman korumayı başardı. Küçük oğlum da abisi ile aynı anlayışı benimsedi ve o da Basketbola ilgi duydu. Bu konuda çalışmaları halen devam ederken, e-spor yani sanal ortamda bu çabasını sürdürüyor. Aynı zamanda bisiklet ve yüzme konusunda da oldukça başarılı bir görüntü sergiliyor. Diyeceksiniz ki, sen bize ne anlatıyorsun? Gerçekleri ve sporun geldiği son noktayı anlatıyorum. Yani çocuklarımızı ve gençlerimizi spor konusunda baskı altına almayalım ve istedikleri ve mutlu oldukları spor branşlarına yönelsinler. Sporun hiçbir dalından zarar gelmez. Aksine iyi alışkanlıklar edinmelerini, sağlam dostluklar kurmalarını ve özgüvenlerinin güçlü olmasını sağlar.

Şimdi düşünüyorumda, benim babamın futbolla uzaktan veya yakından hiçbir alakası yoktu. Onun hayat gayesi, çalışmak, para kazanmak ve evine ekmek götürmekti. Çünkü onların döneminde hayat, mücadelenin ta kendisiydi. İnanıyorum ki futbol oynayanların büyük çoğunluğunun babaları da, bu gaye ile yaşadılar. Hatta benden öncekilere, benim yaşıtlarıma ve benden sonraki babalara soracak olursanız, herkesin bu duygu ve düşüncelere sahip olduklarını göreceksiniz. Hatta şunu da sıkça duyacaksınız; “Ben çok iyi bir futbolcuydum. Beni Bursaspor’dan istediler  ama babam göndermedi. Ama ben oğlumu çok iyi bir futbolcu yapacam göreceksiniz.” Bu ve benzeri ifadeler genellikle bizim jenerasyon ve hemen sonrası için geçerli. Yani içinde ukte kalmış jenerasyon demek istiyorum ben bu jenerasyona. Fakat olayın doğrusu bu değil tabiki. “Ben olamadım, oğlum mutlaka olacak” gibi tavırlar maalesef ki gerçeği yansıtmıyor. Dolayısıyla da bu düşünceler içine giren babalarda büyük hayal kırıklıkları yaşanabiliyor. Tabiki bu konuda da mutlaka istisnalar vardır. Bu düşünce ile yola çıkanların bazıları amaçlarına ulaşmıştır, fakat genelleme yapmamız mümkün değil.

Oysaki, spora bakış açımızı değiştirerek, çocuklarımızın fiziksel ve mental anlamda bir spora yönelmelerini sağlamalıyız. Daha erken yaşlarda çocuklarımızı gözlemleyerek ve yeteneklerini irdeleyerek doğru spor dalına yönelmelerini sağlayabiliriz. Bu sayede yaptığı sporu seven, geliştiren, özgüveni yüksek ve bundan mutlu olan nesiller yetiştirebiliriz. Mutlu ve özgüvenli bireyler ise, toplumumuzda en çok ihtiyaç duyduğumuz bireylerdir. Bunu aklımızdan çıkarmayalım ve olaya bu şekilde bakalım artık. Bırakın isteyen, istediği sporu yapsın, ama bir spor yapsın…

Mutlu kalın…

CEVAP VER

Lütfen mesajınızı giriniz
Lütfen isminizi yazınız